Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hayat* 20.08.2019

Her şey iletişim halinde. Eşrefi mahlukat, hayvanlar, nebatat... Hatta belki cansız* etiketi yapıştırdığımız şeyler de bir etkileşim, iletişim halindedir. Kim bilir? Esasında bilen, bilir. Peki insanda bu iletişim becerisi nasıl gelişir veya geliştirilmelidir. Tanıdığım herkes ben de dahil bu konuda sıkıntıda. Neden iletişemiyoruz? Bir yerlerde bir şeyler olmamış. Bu iletişimsizlik halinin yerini başka şeyler doldurmakta gördüğüm kadarıyla. Bazen bağırmak, bazen ağlamak, bazen de susmak konuşmanın yerini almış. Doğru ifade kabiliyetine giden yollar sanki dünyanın en dar, en engebeli, en zorlu parkurları. Bence bir ebebeyn çocuğuna ilk önce kendini doğru ifade edebilmeyi öğretmeli. Çoğu davranış, hissiyat, alışkanlık gibi iletişimsizlik de insana ilk yıllarından miras galiba. Ne garip hayat tıpkı yüzme öğrenmek gibi. Bilinç denilen sey henüz devrede degilken, dünyadaki ilk yıllarında sana yüzmeyi öğretmek çok kolay. Ama yaş ilerleyip, bilinç çarpık düşüncelerle doldu mu... İşte o zaman...
En son yayınlar

19.08.19*

Bir aradan sonra tekrar merhaba. Bayramda Ankara' daydım. Orada da bir iki satır da olsa bir şeyler yazmaya niyetlenmiştim aslında. Ama olmadı. İlham gelmedi diyemem. Çünkü zaten bana nadiren geliyor. Bu yazıların çoğu düşüncelerimde yıllardır var olanlarla alakalı. Yani aniden beynimde bi ışık belirip, şununla ilgili yaz demiyor bana. Sadece başlıyorum yazmaya. Tıpkı bugün yaptığım gibi. Başladım yazmaya. Ne hakkında yazacağımı, ne anlatmak istediğimi düşünmedim hiç. Sadece denizde aynı yerde, kelimeleri cümlelere bağlamak çok hoşuma gidiyor, keyif veriyor bana. Tabii ben de isterim bilinçaltımın kapıları üstündekinden kurtulsun, berraklaşsın, saf halde önce bana açılsın. Ama henüz olmadı böyle bir şey. Benim gibi her şeyde bir mana, bir mantık arayanlara kolay açılmaz da bence. Gerçi kendime haksızlık etmeyeyim. Benim anlam arayışımın cevabı somut olmasa da olur. Maneviler de tatmin eder beni. Hatta maneviler daha iyi gelir bana, öyle sanıyorum. Sabah bu satırları yazıp ara v...

08.08/ 2019 Sevmek ya da Korkmak

Yine Üsküdar- Beşiktaş feribotunun üst katı ve yine sol taraftaki oturma alanları... Tam bu noktadan bugüne merhaba. Az önce Eminönü iskelesinin yanında yer alan büfenin bitişiğindeki Atm den para çektim. Öncesinde bir beyefendinin Atm deki işini bitirmesini bekliyordum. Beklerden gözüme büfenin yan tarafında uzanan 2 yavru kedi ilişti. Bunlardan biri, bir şeylerin kokusunu almış olacak ki o şeyleri koklaya koklaya büfenin alt tarafındaki boşluğa doğru ilerledi. Diğeri onun arkasından patisini, kuyruğunu tutmaya, biraz oyun kurmaya çalıştı ama nafileydi. Diğeri kokunun peşine takılmıştı artık. Oyun kurmada başarısız olan kedi yattı bulunduğu yere. Ben de bu esnada para çekme işlemimi tamamladım. Ve içimdeki dürtülere engel olamayarak, dişimi sıka sıka ensesinden okşayıp, sevmeye başladım. Beşiktaş' tan kalkan 54B hat numaralı otobüse geç kalmamak için, maalesef bu sevme işlemini kısa tutmak zorunda kaldım. Motora doğru ilerlerken aklıma kedilerden ...

07.08.2019/ Zaman Hakkında Bir Şeyler

Dünkü yazıyı yazdığım noktadan bugüne merhaba. Bundan 8 hafta önce, ben ne yapıyorum bu hayatta, zamanımı niye/ ne için harcıyorum muhakemesine girmiştim, yine. Bu hale girince normalde yaptığımdan farklı şeyler deneyimlemek iyi geliyor zihnime. Bu seferinde de bir arkadaşımda misafir oldum. Sohbeti iyi gelmiştir hep. Evine gittiğimde bana çalışma masasını gösterdi. Çalışma masalarını, kitaplıkları karıştırmaya cidden bayılırım J Masada yürüttüğü akademik çalışmalara ilişkin okumalar, dini okumalar, yabancı kelime ezberine ilişkin çalışma notları, ve güncel  olarak okuduğu bir kaç kitap vardı. Bana dönüp buna Aktif Çalışma(belki başka bir şeydi adı ama şimdi böyle hatırlıyorum) deniyor dedi. Sonra açıkladı. Bir konuya odaklanıp çalışıyor ondan sıkılınca bambaşka bir alanda çalışmaya geçiyor. Yani hiç boş kalmamış, gün sonunda verimli bir çalışma süreci geçirmiş oluyor. Ona döndüm dedim ki; bu   yaptığın şey inşirah suresinde yazıyor;  O halde önemli bir işi bitirince...

06.08.2019*

  Tam şu anda kalmak üzere olan  bir feribotta, Üsküdar' dan Beşiktaş'ı seyrederken... Bir yük gemisi böldü bu sahneyi. Görüş alanıma girip perdeledi karşı tarafı. Ama olsun geçeceğini biliyorum. Bu nedenle sorun teşkil etmiyor. Farklı hissettirmiyor. Peki ya geçeceğini bilmediğimiz şeylerin yarattığı endişe hissi? Buna bir çözüm yok mu?    Kendi dünyamda buldum buna çözüm/ çözümler. Önce biliyorum ki her şey geçer. Hiç bir şey baki değil. En nihaye ben bile benden geçeceğim. Sonuç hiç ve esasında her şey. İlk bulduğum çözüm de bu bilgiye dayalı; geçer... Sorun ne olursa, ne kadar derin olursa olsun geçer. Değişmek zorunda çünkü her şey. Nefes aldığın sürece aslında şahit olma şansın da var demektir bu değişime. O nedenle emin olabilirsin; geçmez sandığın her şey( iyiye, güzele dair şeyler de dahil olmak üzere) geçer...    Geçer; ama önemli olan sende ne bıraktığı veya ne götürdüğü... işte bu nokta sorunun asl...

Kader***

   4 Ağustos 2019' a dair bir şeyleri 5 Ağustos tarihinde aktarıyorum. Evvelsi akşam bölük pörçük yazdığım, dağınık vaziyetteki bi kaç bir yazıyı burada toparladım. O günün gecesinde uykuya dalarken; yine gerçekle hayal arasında, zihnimde bir film alıntısı belirdi. Galiba şöyle bir şeydi " kader tuğlalardan duvar inşa etmektir." Bu söz zihnimde belirirken (ki nasıl belirdiğini tasvir edemeyeceğim sanırım) arka fondaki görüntüde tuğla diye anımsadığım şeyin görüntüsü--> briket taşıydı.. Şimdi googledan baktım. Briket tuğlası diye de geçiyor bazı sitelerde. Ama benim zihnimde beliren şu eski, küçük ve kırmızı formda olanıydı... Her neyse.. Sabah uyandığımda ( bu alıntının hangi filmden olduğunu gayet iyi bildiğimden) google' a filmin adını yazıp alıntılarını arattım. Ve filmde geçen replik aynen şöyle imiş "  Kader sevdiğin insan için tesadüflerden bir köprü inşa etmektir. " Beynim bu repliği aşk, sevda özelinden çıkarıp biraz genellemi...

Sezon sonu.

   Sonu bende kalacak küçücük bir öykü bu.. Üstelik benim başıma ikinci kez geliyor.  İlkini anlatmıştım sanırım ama bir kaç kişiye:/ Tam olarak emin değilim. Ama bunun sonu aramızda kalacak. Hayat ne garip şey. Benim başkalarına asla yapamayacağım şeyler bana yapılıyor. Ne ayıp. Ama hiç üzerime alınmıyorum. Karşımdaki insanların bu karaktersizliklerini kısa sürede görebilmek büyük bir nimet değil mi? Bak bu davranışı sen asla yapmazdın. O kadar eminim ki. Bu süreçte emin oldum aslında. Sen asla yapmazdın. Çünkü sen de bu davranışa maruz kaldın. Benim kaldığımın çok ötesinde... Nasıl katlandın veya belki de katlanamadın kim bilir… Hislerimle tekrar barıştım artık. Şuna eminim ki ben niyet okumuyorum. Cidden hissediyorum. Hissedebildiğim için de çok şükrediyorum. Çok hem de.