Ana içeriğe atla

08.08/ 2019 Sevmek ya da Korkmak


Yine Üsküdar- Beşiktaş feribotunun üst katı ve yine sol taraftaki oturma alanları... Tam bu noktadan bugüne merhaba. Az önce Eminönü iskelesinin yanında yer alan büfenin bitişiğindeki Atm den para çektim. Öncesinde bir beyefendinin Atm deki işini bitirmesini bekliyordum. Beklerden gözüme büfenin yan tarafında uzanan 2 yavru kedi ilişti. Bunlardan biri, bir şeylerin kokusunu almış olacak ki o şeyleri koklaya koklaya büfenin alt tarafındaki boşluğa doğru ilerledi. Diğeri onun arkasından patisini, kuyruğunu tutmaya, biraz oyun kurmaya çalıştı ama nafileydi. Diğeri kokunun peşine takılmıştı artık. Oyun kurmada başarısız olan kedi yattı bulunduğu yere. Ben de bu esnada para çekme işlemimi tamamladım. Ve içimdeki dürtülere engel olamayarak, dişimi sıka sıka ensesinden okşayıp, sevmeye başladım. Beşiktaş' tan kalkan 54B hat numaralı otobüse geç kalmamak için, maalesef bu sevme işlemini kısa tutmak zorunda kaldım. Motora doğru ilerlerken aklıma kedilerden pek de haz etmeyen bir arkadaşım geldi.(Bu arkadaşım dünkü yazımda geçen arkadaşlarımdan biri) Keşke dedim; şu benim aldığım hazzı görse, hissetse o da yaşasa bu keyfi. Böyle düşünürken benim de deneyimlemekten haz etmediğim şeyler belirdi zihnimde. Mesela uçak yolculuğu ve özellikle take off ve landing dediğimiz iniş ve kalkış aşamaları. En son beraber uçağa bindiğim arkadaşım biner binmez uyudu. O kadar garipsedim ve hatta biraz da sinirlendim ki.. Gökyüzünde uyandırıp sordum; bu kalkış anında nasıl uyumayı beceriyorsun. Cevap uykum vardı:) Devamında da aslında uçuş esnasında en çok bu iniş ve kalkış aşamalarını sevdiğini anlattı. Eğlence/ tema parklarında bir şeylere binmiş gibi bir hazmış. Ki ben onlardan da pek hazzetmem. İlerleyen günlerde instagramda bir sayfa bir anket düzenlemişti. Anketin seçenekleri, İstanbul- Antalya uçuşu doğrudan mı tercih edersiniz, yoksa Ankara aktarmalı mı? İdi. Bilet fiyatları iki seçenekte de eşit varsayımı altında ankette kazanan şık; Ankara aktarmalı seçenek olmuştu. Yorumları okuduğumda sebebin uçuş severlerin fazladan bir iniş-kalkış yaşama isteği olduğunu fark ettim. Yani benim korkum bir başkalarının tutkusuydu.. Kendimden yola çıkarak genelliyorum o halde; birilerinin hayatlarındaki endişe, gerginlik, korku sebebi başka insanların haz, mutluluk kaynağı olabiliyor. Peki birilerinde bu derece keyif nedeni olan şey başkalarına neden kötü hissettiriyor? Sanırım bunun cevabı hayatta yaşadığımız ilk korkularda gizli. İlk neden korktuk, niçin korktuk. Tüm bir şeylerden korkan insanların korkma şekli aynı mı? Vesaire vesaire… Bugün de böyle başladı işte. Güncellenecek bir yazı olarak son verelim bu cümlelere, günün bu vaktinde.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An*sız..

       Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor.    Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

08.11.2018 imiş..

        08.11.2018’ ten yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden, niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…

09.11.2018- Kesin tarih..

       09.11.2018’ ten bildirmekteyim. Dün ile bugün arasında bir 24 saatten çok daha fazla zaman farkı olabiliyor bazen. İyi ki de oluyor bu fark. Dünkü benden hiç memnun değildim ben mesela. Ama şimdi diyorum ki; bugünkü ben diyor bunu yani: değişiyor... Dünyada her şeyin hatta bence yaratılmış her şeyin müthiş bir değişme kabiliyeti var. Ama(yine bence* tabii) en zor kendi kendine ket vuran insanın hislerinin ve düşüncelerin değişmesi. Esasında akışta kalıp bir şeylerin gelmesine ve gitmesine izin verebilsek; bu değişme hallerinin önünde kendi kendimizin bir bariyeri olmasak, her şey belki de daha kolay ve daha basit olacak. Ve aslında cidden bu böyle... Kolay ve basit! Aksi mümkün değil çünkü insan denen varlık dışında evrendeki her şey mükemmel bir düzen içinde işliyor, geliyor, geçiyor görmüyor musun? Bir tek biz insanlar bir yerlerde takılıyoruz, kalıyoruz; bir yerlerden geçmek istemezken bazen bir yerlere gelmek istemiyoruz. Bazen de ne bileyim… Onu bi...