Yine Üsküdar- Beşiktaş feribotunun üst katı ve yine sol taraftaki oturma alanları... Tam bu noktadan bugüne merhaba. Az önce Eminönü iskelesinin yanında yer alan büfenin bitişiğindeki Atm den para çektim. Öncesinde bir beyefendinin Atm deki işini bitirmesini bekliyordum. Beklerden gözüme büfenin yan tarafında uzanan 2 yavru kedi ilişti. Bunlardan biri, bir şeylerin kokusunu almış olacak ki o şeyleri koklaya koklaya büfenin alt tarafındaki boşluğa doğru ilerledi. Diğeri onun arkasından patisini, kuyruğunu tutmaya, biraz oyun kurmaya çalıştı ama nafileydi. Diğeri kokunun peşine takılmıştı artık. Oyun kurmada başarısız olan kedi yattı bulunduğu yere. Ben de bu esnada para çekme işlemimi tamamladım. Ve içimdeki dürtülere engel olamayarak, dişimi sıka sıka ensesinden okşayıp, sevmeye başladım. Beşiktaş' tan kalkan 54B hat numaralı otobüse geç kalmamak için, maalesef bu sevme işlemini kısa tutmak zorunda kaldım. Motora doğru ilerlerken aklıma kedilerden pek de haz etmeyen bir arkadaşım geldi.(Bu arkadaşım dünkü yazımda geçen arkadaşlarımdan biri) Keşke dedim; şu benim aldığım hazzı görse, hissetse o da yaşasa bu keyfi. Böyle düşünürken benim de deneyimlemekten haz etmediğim şeyler belirdi zihnimde. Mesela uçak yolculuğu ve özellikle take off ve landing dediğimiz iniş ve kalkış aşamaları. En son beraber uçağa bindiğim arkadaşım biner binmez uyudu. O kadar garipsedim ve hatta biraz da sinirlendim ki.. Gökyüzünde uyandırıp sordum; bu kalkış anında nasıl uyumayı beceriyorsun. Cevap uykum vardı:) Devamında da aslında uçuş esnasında en çok bu iniş ve kalkış aşamalarını sevdiğini anlattı. Eğlence/ tema parklarında bir şeylere binmiş gibi bir hazmış. Ki ben onlardan da pek hazzetmem. İlerleyen günlerde instagramda bir sayfa bir anket düzenlemişti. Anketin seçenekleri, İstanbul- Antalya uçuşu doğrudan mı tercih edersiniz, yoksa Ankara aktarmalı mı? İdi. Bilet fiyatları iki seçenekte de eşit varsayımı altında ankette kazanan şık; Ankara aktarmalı seçenek olmuştu. Yorumları okuduğumda sebebin uçuş severlerin fazladan bir iniş-kalkış yaşama isteği olduğunu fark ettim. Yani benim korkum bir başkalarının tutkusuydu.. Kendimden yola çıkarak genelliyorum o halde; birilerinin hayatlarındaki endişe, gerginlik, korku sebebi başka insanların haz, mutluluk kaynağı olabiliyor. Peki birilerinde bu derece keyif nedeni olan şey başkalarına neden kötü hissettiriyor? Sanırım bunun cevabı hayatta yaşadığımız ilk korkularda gizli. İlk neden korktuk, niçin korktuk. Tüm bir şeylerden korkan insanların korkma şekli aynı mı? Vesaire vesaire… Bugün de böyle başladı işte. Güncellenecek bir yazı olarak son verelim bu cümlelere, günün bu vaktinde.
Yine Üsküdar- Beşiktaş feribotunun üst katı ve yine sol taraftaki oturma alanları... Tam bu noktadan bugüne merhaba. Az önce Eminönü iskelesinin yanında yer alan büfenin bitişiğindeki Atm den para çektim. Öncesinde bir beyefendinin Atm deki işini bitirmesini bekliyordum. Beklerden gözüme büfenin yan tarafında uzanan 2 yavru kedi ilişti. Bunlardan biri, bir şeylerin kokusunu almış olacak ki o şeyleri koklaya koklaya büfenin alt tarafındaki boşluğa doğru ilerledi. Diğeri onun arkasından patisini, kuyruğunu tutmaya, biraz oyun kurmaya çalıştı ama nafileydi. Diğeri kokunun peşine takılmıştı artık. Oyun kurmada başarısız olan kedi yattı bulunduğu yere. Ben de bu esnada para çekme işlemimi tamamladım. Ve içimdeki dürtülere engel olamayarak, dişimi sıka sıka ensesinden okşayıp, sevmeye başladım. Beşiktaş' tan kalkan 54B hat numaralı otobüse geç kalmamak için, maalesef bu sevme işlemini kısa tutmak zorunda kaldım. Motora doğru ilerlerken aklıma kedilerden pek de haz etmeyen bir arkadaşım geldi.(Bu arkadaşım dünkü yazımda geçen arkadaşlarımdan biri) Keşke dedim; şu benim aldığım hazzı görse, hissetse o da yaşasa bu keyfi. Böyle düşünürken benim de deneyimlemekten haz etmediğim şeyler belirdi zihnimde. Mesela uçak yolculuğu ve özellikle take off ve landing dediğimiz iniş ve kalkış aşamaları. En son beraber uçağa bindiğim arkadaşım biner binmez uyudu. O kadar garipsedim ve hatta biraz da sinirlendim ki.. Gökyüzünde uyandırıp sordum; bu kalkış anında nasıl uyumayı beceriyorsun. Cevap uykum vardı:) Devamında da aslında uçuş esnasında en çok bu iniş ve kalkış aşamalarını sevdiğini anlattı. Eğlence/ tema parklarında bir şeylere binmiş gibi bir hazmış. Ki ben onlardan da pek hazzetmem. İlerleyen günlerde instagramda bir sayfa bir anket düzenlemişti. Anketin seçenekleri, İstanbul- Antalya uçuşu doğrudan mı tercih edersiniz, yoksa Ankara aktarmalı mı? İdi. Bilet fiyatları iki seçenekte de eşit varsayımı altında ankette kazanan şık; Ankara aktarmalı seçenek olmuştu. Yorumları okuduğumda sebebin uçuş severlerin fazladan bir iniş-kalkış yaşama isteği olduğunu fark ettim. Yani benim korkum bir başkalarının tutkusuydu.. Kendimden yola çıkarak genelliyorum o halde; birilerinin hayatlarındaki endişe, gerginlik, korku sebebi başka insanların haz, mutluluk kaynağı olabiliyor. Peki birilerinde bu derece keyif nedeni olan şey başkalarına neden kötü hissettiriyor? Sanırım bunun cevabı hayatta yaşadığımız ilk korkularda gizli. İlk neden korktuk, niçin korktuk. Tüm bir şeylerden korkan insanların korkma şekli aynı mı? Vesaire vesaire… Bugün de böyle başladı işte. Güncellenecek bir yazı olarak son verelim bu cümlelere, günün bu vaktinde.

Yorumlar
Yorum Gönder