Ana içeriğe atla

09.11.2018- Kesin tarih..

   


   09.11.2018’ ten bildirmekteyim. Dün ile bugün arasında bir 24 saatten çok daha fazla zaman farkı olabiliyor bazen. İyi ki de oluyor bu fark. Dünkü benden hiç memnun değildim ben mesela. Ama şimdi diyorum ki; bugünkü ben diyor bunu yani: değişiyor... Dünyada her şeyin hatta bence yaratılmış her şeyin müthiş bir değişme kabiliyeti var. Ama(yine bence* tabii) en zor kendi kendine ket vuran insanın hislerinin ve düşüncelerin değişmesi. Esasında akışta kalıp bir şeylerin gelmesine ve gitmesine izin verebilsek; bu değişme hallerinin önünde kendi kendimizin bir bariyeri olmasak, her şey belki de daha kolay ve daha basit olacak. Ve aslında cidden bu böyle... Kolay ve basit! Aksi mümkün değil çünkü insan denen varlık dışında evrendeki her şey mükemmel bir düzen içinde işliyor, geliyor, geçiyor görmüyor musun? Bir tek biz insanlar bir yerlerde takılıyoruz, kalıyoruz; bir yerlerden geçmek istemezken bazen bir yerlere gelmek istemiyoruz. Bazen de ne bileyim… Onu bilmiyorum cidden.
   Artık bir şeyi anladığımı ve içselleştirdiğimi düşünüyorum; hayatta bir şeyin tek bir doğrusu yok. Hayat yalnızca madde olmadığı gibi tek manadan da ibaret değil. Her şey mümkün; düşünülmüş her şey ihtimaller dâhilinde. Her şey olur yani…Mesela Fatih mi fethetti İstanbul’ u yoksa Akşemsettin mi? Biri olmasa bu şehir kuşatılabilir miydi? Bilmiyoruz. Kimin şehre önce girdiğini, bilmiyoruz. Bir tarafta kılıçlar, toplar vardı ama bir yanda da semaya açılmış eller, sürgününe ait her hücresiyle her zerresiyle isteyenler vardı bu fethi? Peki kim kazandı? Kimin kazandığı önemli miydi? Tek bir sonuç, tek bir doğru olabilir mi? Belki de yaratılmış her şeyin kendine has doğruları ve yanlışları vardır. Hem de her şeyin…
   Sen mesela şunu diyemezsin; geçmişte bir yerlerde bu durumdan, bu hislerimden şu şekilde kurtulmuştum. Yine aynı şekilde üstesinden gelebilirim. Hayır, belki gelemeyebilirsin. Her zaman çok çalışan başaramaz. Bazen başarı bazılarının ayağına gider, hiç çabasız bir şekilde hem de. Orada doğup büyür. Bazen de dünyalar bir araya gelse ortaya çıkacak bir şey yoktur. Her şey olur… Ama olan şey senin istediğin değil diye olmadı sanırsın. Buradaki sorun da budur. Zamanın ucunu tutamadığından, bu anda bir yargıyla oldu- olmadı kanaatine varabilirsin. Ama el-cevap zaman akıp, anlar geçtikçe senin bulduğundan farklı olabilir. İşte bu yüzden sabır çok önemlidir. İnsanı pes etmeden yaşatmaya ayarlanmış bir güçtür sabır. Sabret ve devam et. Durmak kendine yapabileceğin en büyük kötülüktür çünkü… Çünkü iki günü aynı geçen ziyandadır. Çünkü dünya bile durmazken sende durmak olmaz. Yakışmaz, yakıştırmaz kendini eşrefi mahlûkata.  Durma… Bir şeye varmak istemesen bile yalnızca yürü. Zaten sen istemesen bile etrafındaki her şey değişip gelişecek. Yol öğretir insana. En başta yürümeyi, gitmeyi, bazen de geri dönmeyi…
   Dünle bugün arasında kocaman bir ben farkı var. Yarındakiyle de olacak tabii. Olacak.. Olmalı.. Aynılık kadar insana yaramayan bir şey yok. Ve ben bugün de diyorum ki;
   Allah’ ım beni iyiye güzele doğru yönelt. Beni benden iyi bildiğin yerler var. Esasında benim beni bildiğimden çok daha fazla biliyorsun sen beni. Bu noktalar yerler sana emanet. Ben sana emanetim. Senden uzaklaştırma. Sana yaklaştıracağım bir kişi yap beni. Sana yaklaştırmak bir insanı, bunu yapacak kadar ben yap beni. Ben olmak istiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An*sız..

       Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor.    Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

08.11.2018 imiş..

        08.11.2018’ ten yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden, niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…