08.11.2018’ ten
yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan
sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok
yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil
mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk
varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok
mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam
mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir
kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden,
niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul
etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…
Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor. Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

Yorumlar
Yorum Gönder