Ana içeriğe atla

19.08.19*


Bir aradan sonra tekrar merhaba. Bayramda Ankara' daydım. Orada da bir iki satır da olsa bir şeyler yazmaya niyetlenmiştim aslında. Ama olmadı. İlham gelmedi diyemem. Çünkü zaten bana nadiren geliyor. Bu yazıların çoğu düşüncelerimde yıllardır var olanlarla alakalı. Yani aniden beynimde bi ışık belirip, şununla ilgili yaz demiyor bana. Sadece başlıyorum yazmaya. Tıpkı bugün yaptığım gibi. Başladım yazmaya. Ne hakkında yazacağımı, ne anlatmak istediğimi düşünmedim hiç. Sadece denizde aynı yerde, kelimeleri cümlelere bağlamak çok hoşuma gidiyor, keyif veriyor bana. Tabii ben de isterim bilinçaltımın kapıları üstündekinden kurtulsun, berraklaşsın, saf halde önce bana açılsın. Ama henüz olmadı böyle bir şey. Benim gibi her şeyde bir mana, bir mantık arayanlara kolay açılmaz da bence. Gerçi kendime haksızlık etmeyeyim. Benim anlam arayışımın cevabı somut olmasa da olur. Maneviler de tatmin eder beni. Hatta maneviler daha iyi gelir bana, öyle sanıyorum.
Sabah bu satırları yazıp ara vermiştim. Şimdi gün sonu alıyorum. Bugünün sonundan gelen en önemli mesaj şu; bazen bazı insanlar rahatsız eder. Bu rahatsız edicilik niyet okumaktan, bazı vesveselerden mi kaynaklı yoksa gerçekten rahatsız olmak için mantıklı sebepler var mı? Bak yine döndük dolaştık aynı soruyla çarpıştık. Her şeyin somut bir sebebi olmalı mı? Bazen sebepsiz hisler de aslında gayet makul sonlara taşımaz mı insanı. Bunu hayatımda defalarca tecrübe ettim aslında. Ben bu olumsuz hisleri  üzerini; hayır bu senin kuruntuların. O yüzden olduğu gibi bırak durumu. Kötü bir sey varmış gibi davranma. Ancak bu kapatmanın altından hep bi sebep çıktı ilerleyen zamanlarda.

Yok ben bu genellemeyi kabul etmeyeceğim hayatımda. Kararlıyım. Eğer bir şeyleri degistirmiyorsam zaten önce hissetmenin de bi manası yok bazı şeyleri. Zamana bırakmak güzeli. O yüzden hemen kendime şu notu bırakıyorum belki de bu yazıyı bir gün okuyacak birilerine de; hisler onemli evet ama her sey değiller. Her seyin küçük bir parçası olabilirler sadece. O yüzden her şey biraraya gelene kadar yani olup bitine kadar, küçük parçalara büyük manalar yuklemeye gerek yok... hayırlı geceler olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An*sız..

       Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor.    Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

08.11.2018 imiş..

        08.11.2018’ ten yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden, niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…

09.11.2018- Kesin tarih..

       09.11.2018’ ten bildirmekteyim. Dün ile bugün arasında bir 24 saatten çok daha fazla zaman farkı olabiliyor bazen. İyi ki de oluyor bu fark. Dünkü benden hiç memnun değildim ben mesela. Ama şimdi diyorum ki; bugünkü ben diyor bunu yani: değişiyor... Dünyada her şeyin hatta bence yaratılmış her şeyin müthiş bir değişme kabiliyeti var. Ama(yine bence* tabii) en zor kendi kendine ket vuran insanın hislerinin ve düşüncelerin değişmesi. Esasında akışta kalıp bir şeylerin gelmesine ve gitmesine izin verebilsek; bu değişme hallerinin önünde kendi kendimizin bir bariyeri olmasak, her şey belki de daha kolay ve daha basit olacak. Ve aslında cidden bu böyle... Kolay ve basit! Aksi mümkün değil çünkü insan denen varlık dışında evrendeki her şey mükemmel bir düzen içinde işliyor, geliyor, geçiyor görmüyor musun? Bir tek biz insanlar bir yerlerde takılıyoruz, kalıyoruz; bir yerlerden geçmek istemezken bazen bir yerlere gelmek istemiyoruz. Bazen de ne bileyim… Onu bi...