Ana içeriğe atla

Hayat* 20.08.2019

Her şey iletişim halinde. Eşrefi mahlukat, hayvanlar, nebatat... Hatta belki cansız* etiketi yapıştırdığımız şeyler de bir etkileşim, iletişim halindedir. Kim bilir? Esasında bilen, bilir. Peki insanda bu iletişim becerisi nasıl gelişir veya geliştirilmelidir. Tanıdığım herkes ben de dahil bu konuda sıkıntıda. Neden iletişemiyoruz? Bir yerlerde bir şeyler olmamış. Bu iletişimsizlik halinin yerini başka şeyler doldurmakta gördüğüm kadarıyla. Bazen bağırmak, bazen ağlamak, bazen de susmak konuşmanın yerini almış. Doğru ifade kabiliyetine giden yollar sanki dünyanın en dar, en engebeli, en zorlu parkurları.
Bence bir ebebeyn çocuğuna ilk önce kendini doğru ifade edebilmeyi öğretmeli. Çoğu davranış, hissiyat, alışkanlık gibi iletişimsizlik de insana ilk yıllarından miras galiba. Ne garip hayat tıpkı yüzme öğrenmek gibi. Bilinç denilen sey henüz devrede degilken, dünyadaki ilk yıllarında sana yüzmeyi öğretmek çok kolay. Ama yaş ilerleyip, bilinç çarpık düşüncelerle doldu mu... İşte o zaman bi bardak suda boğulmaktan korkup çırpınıyor insan. Halbuki belki okyanuslar aşmamız gerekirdi. Daha dereyi göremiyoruz. Hayat...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An*sız..

       Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor.    Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

08.11.2018 imiş..

        08.11.2018’ ten yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden, niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…

09.11.2018- Kesin tarih..

       09.11.2018’ ten bildirmekteyim. Dün ile bugün arasında bir 24 saatten çok daha fazla zaman farkı olabiliyor bazen. İyi ki de oluyor bu fark. Dünkü benden hiç memnun değildim ben mesela. Ama şimdi diyorum ki; bugünkü ben diyor bunu yani: değişiyor... Dünyada her şeyin hatta bence yaratılmış her şeyin müthiş bir değişme kabiliyeti var. Ama(yine bence* tabii) en zor kendi kendine ket vuran insanın hislerinin ve düşüncelerin değişmesi. Esasında akışta kalıp bir şeylerin gelmesine ve gitmesine izin verebilsek; bu değişme hallerinin önünde kendi kendimizin bir bariyeri olmasak, her şey belki de daha kolay ve daha basit olacak. Ve aslında cidden bu böyle... Kolay ve basit! Aksi mümkün değil çünkü insan denen varlık dışında evrendeki her şey mükemmel bir düzen içinde işliyor, geliyor, geçiyor görmüyor musun? Bir tek biz insanlar bir yerlerde takılıyoruz, kalıyoruz; bir yerlerden geçmek istemezken bazen bir yerlere gelmek istemiyoruz. Bazen de ne bileyim… Onu bi...