Ana içeriğe atla

Kader***


   4 Ağustos 2019' a dair bir şeyleri 5 Ağustos tarihinde aktarıyorum. Evvelsi akşam bölük pörçük yazdığım, dağınık vaziyetteki bi kaç bir yazıyı burada toparladım. O günün gecesinde uykuya dalarken; yine gerçekle hayal arasında, zihnimde bir film alıntısı belirdi. Galiba şöyle bir şeydi " kader tuğlalardan duvar inşa etmektir." Bu söz zihnimde belirirken (ki nasıl belirdiğini tasvir edemeyeceğim sanırım) arka fondaki görüntüde tuğla diye anımsadığım şeyin görüntüsü--> briket taşıydı.. Şimdi googledan baktım. Briket tuğlası diye de geçiyor bazı sitelerde. Ama benim zihnimde beliren şu eski, küçük ve kırmızı formda olanıydı... Her neyse.. Sabah uyandığımda ( bu alıntının hangi filmden olduğunu gayet iyi bildiğimden) google' a filmin adını yazıp alıntılarını arattım. Ve filmde geçen replik aynen şöyle imiş Kader sevdiğin insan için tesadüflerden bir köprü inşa etmektir. " Beynim bu repliği aşk, sevda özelinden çıkarıp biraz genellemiş sanırım. Dolayısıyla zihnim ya da henüz ilmen tanımlanmamış bir parçam diyor ki; attığın adımlara, ağzından çıkan laflara, hatta belki aklından geçen fikir kıvılcımlarına dikkat et. Zira kendi yolunu kendin çiziyorsun! Fark et.. Karşına çıkan şeyler senden..
   Zaten kader konusu benim gerçek anlamda tutkumdur. Yaradana tekrar tekrar iman edip, hayranlığımı artırır her düşündüğümde. Tasavvur etsenize, küçücük bir zerrenin minicik bir hamlesi sayısını yazamayacağımız domino taşı etkisi yapıyor. Umarım bir gün perdeler kalkar ve şu sayısız yolları, seçenekleri, ihtimalleri somut olarak görme fırsatı buluruz. Çünkü bu seçeneklerin her biri yaratılmış, var olmuş olmalı.. Çünkü irade var... Seçim hakkı bizde... Bir gün Mr. Nobody veya Burtterfly Effect minvalinde ama bunların çok ötesinde bir filmle, bu dünyada da az çok idrak etme fırsatımız olur belki kaderi.. Ya da bir Isaac ASIMOV daha çıkar Kader hakkında bir şeyler yazar, (Ki belki yazmıştır; tüm kitaplarını okumuşum gibi...) biraz gözümüzün önünde belirir belki kader...
   Öyle işte... Hem çok merak ederim, hem de fallarda falan da görmek istemem seni... Bu işin heyecanı galiba habersiz, ansızın deneyimlemek. Bekliyorum...
  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An*sız..

       Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor.    Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

08.11.2018 imiş..

        08.11.2018’ ten yazıyorum. Arka fonda YouTube’ da bir şeyler çalıyor. Pencerenin ardından ezan sesleri geliyor. Saat 1 e gelmek üzere. Ben… Ben yorgunum sanırım.. Çok yorgunum. Hep şey diyorum ya; yolda olmak da güzel bazen, sadece varmak değil mühim olan. Yok hayır ben bazı yolları sevmiyorum, hiç sevemiyorum. Direk varsam olmuyor mu? Neden yolda olmak zorundayım ki? Başka bir varış formülü yok mu istediğimiz sonlara… Ya da acaba ben biraz daha yolla hemhal mi olsam mesela? Yolda olmaktan korkmasam.Kendi kendime yarattığım çelişkileri bir kabullensem ya da yaratmasam hiç onları; fırsat vermesem ben kendime. Neden, niçin diye sorgulamasam mesela. Mesela olanı lafta değil de gerçekten kabul etsem. Olmayana da aynı şekilde razı olsam…

09.11.2018- Kesin tarih..

       09.11.2018’ ten bildirmekteyim. Dün ile bugün arasında bir 24 saatten çok daha fazla zaman farkı olabiliyor bazen. İyi ki de oluyor bu fark. Dünkü benden hiç memnun değildim ben mesela. Ama şimdi diyorum ki; bugünkü ben diyor bunu yani: değişiyor... Dünyada her şeyin hatta bence yaratılmış her şeyin müthiş bir değişme kabiliyeti var. Ama(yine bence* tabii) en zor kendi kendine ket vuran insanın hislerinin ve düşüncelerin değişmesi. Esasında akışta kalıp bir şeylerin gelmesine ve gitmesine izin verebilsek; bu değişme hallerinin önünde kendi kendimizin bir bariyeri olmasak, her şey belki de daha kolay ve daha basit olacak. Ve aslında cidden bu böyle... Kolay ve basit! Aksi mümkün değil çünkü insan denen varlık dışında evrendeki her şey mükemmel bir düzen içinde işliyor, geliyor, geçiyor görmüyor musun? Bir tek biz insanlar bir yerlerde takılıyoruz, kalıyoruz; bir yerlerden geçmek istemezken bazen bir yerlere gelmek istemiyoruz. Bazen de ne bileyim… Onu bi...