Kıvılcım parladı.
Hissediyorum bunu sadece. Ortada görünen fiziksel hiçbir emaresi yok hâlbuki.
Tamamen metafiziksel bir şey. Ve korkmuyorum da.. Bu hissin arkasının boş
çıkması ihtimali korkutmuyor beni. Oldukça şaşırtıcı bir his… Ama tanıdık.
Kendime inandığım, kendimi umursadığım anlarda gelmiştir ara ara bu his bana.
Ama genelde öncelikle etrafımdaki insanların, gözlerine düşüncelerine önem
veren biri olduğumdan çok nadir gelmiştir ama bu his bana. Fakat artık onu
evime yerleştireceğim! Yerleşecek. Herkes bedel ödeyecek artık hayatımda. ‘’Aman
neyse, aslında iyi biri, özünde öyle değil, yapmak istememiştir, demek
istemiştirler’’ bitti! Bedel ödettirmek, kısasa kısas değil mi? Yani olması
gereken, içini soğutan. Sıfırdan adım atmanı sağlayan. Bu zamana kadar
yapmadığıma o kadar pişmanım ki. Umarım becerebilirim. Allah’ ım umarım dengede
durabilirim. Yanlıştı hem de çok yanlıştı. Tam bu noktada
dönersem bundan sonrası için kar olacak. Umarım.
Bazen de kapılıp gidiyor işte insan. Çünkü kapılmak istiyor deli gibi. Sınırlarını yıkmak istiyor. Arşı aşacakken güya dünyadaki küçük bir çitin üzerinden atlamak istiyor. İstiyor çünkü o çit dünyadaki çoğu insan için arş gibi bir şey. Bir kere de dünyadaki birileri için önemli olmak istiyor. Baktığımız aynı belki ama gördüklerimiz o kadar farklı ki.. Bu yüzden apayrı hayatlar olmuyor muyuz? Ademle Havva’ dan gelmişken bu yüzden bu kadar ayrı düşmüyor muyuz? Neden ayrıldık ki biz? O ilk ayrılık olmasaydı? O ilk nefse mağlup oluş hiç yaşanmasaydı… Yine insan olamaz mıydık biz? Sanırım olamazdık.. Bu irade özgürlüğü denen şey var ya.. İyi kötü arasında her gün sayısını söyleyemeyeceğim kadar olan savaş var ya.. İşte bizi Biz yapan tam da bu savaş galiba. Ben bugün neden kapılmak istiyorum Allah’ ım neden? Neden asma köprü üzerine kurduğum dengemi sarsmaya meylediyorum. Dengemi bozmayınız diye bas bas bağırırken neden köprünün iplerini kend...

Yorumlar
Yorum Gönder