Ana içeriğe atla

10.11.2018


   10.11.2018’ten merhaba sevgili ben. Bugün Huzursuz Bacağı yad ettik. Düşünsene iki gün önce yazdığım, bugün bir arkadaşım vesilesiyle kelimelerimle tekrar buluştu. Tabii tesadüf denen şeye inanmadığımdan bunun bir manası olmalı diye düşünüyorum. Birden çok manası da olabilir. İlki şu ama bence; huzursuzluk insanın tabiatında var.. Bazıları kalplerine dünyayı her zerresiyle soktuklarından duymuyorlar içlerindeki çığlığı galiba. Bazılarımız da arafta olduklarından huzursuzluk onlar için yemek içmek gibi doğal bir gereksinim. Dünyadan ümidini kesmiş kimseler için böyle bir sıkıntı yok tabi. Onlar bambaşka bir alemle hemhâllar sonuçta. E biri içindeki sesi susturdu, birinin tabiatı zaten sessizlik olmuş. Olan bize mi oluyor yani. Biz araftakiler… Zaten biz bir taraf seçemeyiz bence. Dünyayı da ahireti de kaybetmeyi göze alamayız. Filmin sonunda bizim gibilere ne olacak en çok merak ettiklerimdendirJ
    Bak iki gün önceki acın sana biraz ders veriyor. İlki sanırım kurgulamaktan vazgeç önerisiydi ki ona yukarıda değindik zaten. İkincisi de ne olur ama ne olur hatta yalvarırım tanımadığın, bi vesileyle bildiğin ama tanımadığın insanları kendin gibi bilme. Bunu yapma! Kendi kendini  bile isteye uçurumdan atıyorsun bazen. Taktik falan değil mesela. Olaylara olduğu gibi gerçekçi gibi yaklaş. Hislerini körelt demiyorum asla ama bu kadar da ateş hattında olma! Yorma kendi kendini. Kaç yıl yaşayacağın belli olmayan bir dünya için gücünü erkenden tüketme. Bırak. Hatta gerçekten çok kolay bırak. Dürüstçe bırak. Asla riyakâr ol demiyorum sana. Ama önce olan bitene karşı dürüst ol. Körlük aptallıktır. Aptal oluyorsun bazen. Olma! Tamam mı? 

Yorumlar